Bu Geminin Kaptanı

kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2011 Pazar

Az - Hakan Günday

"Anne" diye sayıkladı Derdâ. “Seni bir daha göremeyeceğim”"Olur mu öyle şey? Geleceğim ben yanına. Önce sen bir git, ben sonra geleceğim"Doğru söylüyordu. En azından doğru söylediğini düşünüyordu. Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızla yakalanılan hastalığına sahipti: Umut.
Hakan Günday ismini sık duymaya başladığımdan, yazarın ilk kitabı Kinyas ve Kayra'yı en kısa zamanda okumayı istiyordum ki, son kitabı Az elime geçince dayanamadım ve Günday kitaplarına böylece başlamış oldum.

Az, tokat gibi başlayan bir kitap. Her şey yolunda giderken ana kahramanın birden kendini vurduğu sahneler olur hani kimi kara filmlerde, öyle bir etkiyle başlıyor, sayfalar boyunca da bu etkisinden kurtulamıyorsunuz. On bir yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile aynı yaşta, mezarlıkta su taşıyarak para kazanmaya çalışan Derda'nın hayatlarının, aslında birbirlerinin hiç farkında olmadan ne kadar birbirine bağlı olduğuna ve nasıl kesiştiğine şahit oluyorsunuz.

Hakan Günday şiddetin dilini çok iyi aktarmış. İşi ajitasyona dökmeden ancak tüm gerçekliğiyle yüzümüze çarpmayı öyle iyi başarmış ki, okudukça gazetelerin yürek burkan 3. sayfa haberlerini mumla arar oluyorsunuz. Derdâ'nın başına gelenler bir nevi çekilebilecek çilenin şahikasını oluşturuyor; artık daha fazlası olamaz dedikçe daha fazlası oluyor ve bir tek acındırmaya yönelik satıra rastlamamanıza rağmen kendinizi Derdâ için hatta gerçek hayattaki Derdâlar için üzülürken buluyorsunuz.

Derda'nın hayatını okumaya başladığımızda ise, Hakan Günday'ın Oğuz Atay'a gösterdiği saygı duruşuna tanık oluyoruz. Oğuz Atay'ın -yaşarken- değerinin bilinmemesini kafasına takan Derda'nın başından geçenler, yavaş yavaş kahramanlarımızın hikâyelerinin de çakışmasının temelini atıyor.

Genel hikâyenin neredeyse omurgasını oluşturan Oğuz Atay ve yapıtlarının sıkça adının geçmesi dışında, Çalıkuşu benzetmesi, Requiem For A Dream göndermesi gibi, çağdaş kültürel ögelerden bahsedilmesi de hikayenin gerçekliğine olumlu yönde katkı sağlıyor. Bu söylediğime bakıp, Oğuz Atay'ı okumadan bir şey anlamayacağınız izlenimine kapılmayın; kendisini ne kadar tanıdığınızın, eserleri, yaşamı hakkındaki bilginizin hiç önemi yok.

Kitabın diline gelirsek, böylesi karanlık bir romandan, karmaşık bir olay örgüsünden beklenmeyecek bir sadeliğe sahip. Okurken, yazarın "içinden geldiği gibi" yazdığı yönünde bir intiba bırakıyor: Cümle yapısını tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı duymadan, "edebiyat parçalamaya" uğraşmadan, sade ve net. Başta belirttiğim, şiddeti aktarmadaki başarısında bu tavrın rolü büyük. Kitabın sertliğinin getirisi olarak bolca küfür içeriyor olduğunu da belirteyim.

Netice olarak, Türk romancılığı adına emin adımlarla ilerlediğini gözlemlediğim, Hakan Günday'dan beklentilerim büyüdü bu kitapla birlikte. Sırası geldikçe diğer kitaplarını da okuyacağım ve beğenip yeni kitaplarını beklemeye başlayacağımdan neredeyse şimdiden emin gibiyim.

Az - Hakan Günday, Doğan Kitap/Roman Dizisi - 360 s. 


Kyn.ebediyenedebiyat.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Hangi kitabı okurken,ruhun,
Çeşmenin önündeki kap gibi
Tanrıyla dolup taşıyor-ya da
Yağmurun altında kül gibi
Sevgiden ve erinçten eriyip akıyorsa,
Korkma ,oku o kitabı,
Korkma,o kitap sana indirildi.

Cahit Koytak

6 Şubat 2011 Pazar

Kendi şiirlerini sonraları pek okumayan adam !

                Açlık Çoğunluktandır

Gülü çigdemi filan birak
Sardunyayi karidesi filan birak
Aciyi ve ölümleri birak
Oy pusulalarini ve seçimleri birak
Evet
Seçimleri özellikle birak
Çünkü açlik çogunluktadir

Her kişinin ukala ömrü
Yeter sanilir çiçeklenmeye
Ve dünyanin karanligindan
Bir aşk bahanesiyle kurtulmaya
Kaçip giden baharlarin anisi
Elden ele devredilen bir gençlik duygusu
Laleler sümbüller bütün öbür boklar püşürler
Hakkim var midir bunlari söylemeye
- vardir
Güneş dogarken ve batarken
Yazdan kişa girerken ve kiştan çikarken
Ve dagda ve kirda
Hakkim vardir -
Çünkü en azindan dünyadan
Dölsüz katirlar geçer
Yüklü vagonlar geçer
Demir yüklü şilepler geçer
Yelkenleri işletenleri ve tayfalariyla
Ve onlarin karilari ve çocuklariyla
Ve bilinmez sanilir gelecegi
Bir demiryolu makasçisinin
Oysa kesinlikle yazilmiştir
Her sevgi kitabinda
Asil olan açliktir
Çogunluktadir

Sevişmek o yüzden gereklidir
Evet açlik, yok olsun bütün incelikler
Mendiliniz var mi, kabak ograten
Bof strogonof mantar fileminyon
Güneş görmemiş midye
Midye görmemiş güneş
Ve soygun halindeki otel malzemeleri
Ve altin arayicilar
Ve istedikleri yerlerde
Yüksek graviteli petrol bulanlar
Hem thames kiyisinda
Hem mekong deltasinda
Bir kalça fotografina bunlarla birlikte bakanlar
Çogunlukta degildir
Açlik çogunluktadir
Artik her şeyi yaşadik
Ve birlikte düşündük
Ve düşündük ki her şey cehennem
Bir bakişta
Ve cehennem
Başarilmamiş bir savaştir
Dünyanin ortasinda kullanilmamiş bir su
Cehennem, insanin kendi cigeri
At sirtinda taşinan ölü
Kundaga girmeyen bebe
Karanliklarda açan çiçeklerin
Bir insanin ölümüne dönüşü
Bir insan ölümü olmaya
Çünkü açlik çogunluktadir

- Işte o zaman diyorum ki -
Gelişin şen olsun senin
Her şey esirgesin seni
Çünkü açlik çogunluktadir
Ve ezecektir gücüyle dünyayi
- Ikimize bir aşk elbette yetmez
Türlü şeylerin savunuldugu -
Dirilige eşitlige tokluga
Artik ayip olan tokluga
Çünkü açlik çogunluktadir
Açlik.

Turgut Uyar